Filistini Kurtarmanın Yolu
26/3/2008 ·
“Filistin’i Kurtarmanın Yolu”
Allah’a hamd olsun, Salat ve selam peygamberimiz Muhammed’in, ailesinin, ashabının ve takipçilerinin üzerine olsun.
Allah’ın selamı, rahmet ve bereketi üzerinize olsun.
Konuşmamın konusu Gazze ablukası ve tüm Filistin'i Siyonist düşmandan kurtarma ile ilgilidir.
Başlarken derim ki, kişilerin kalplerini kıran en büyük musibetlerden biri, evlatlarının haksız bir kuşatma sonucunda gıdasızlıktan ve ilaçsızlıktan dolayı yavaş yavaş gözlerinin önünde tükenerek ölmesidir.
Filistin ve halkı yüzyıldan bu yana Hıristiyan ve Yahudilerin elleriyle acı çekiyorlar. Bu her iki düşmanda Filistin’i bizden müzakereler ve diyalogla değil; cebir (demir ve ateş) yoluyla aldılar. O halde onu geri almanın yolu da güçten (demir) başka bir şey değildir. Ancak demir bunu kendi başına ifa edemez. Bunun içindir ki Allah şöyle buyurur: “Allah yolunda savaş. Kendinden başkasından sorumlu değilsin. İnananları da teşvik et. Umulur ki Allah, küfre sapanların gücünü kırar. Allah, kuvvetçe daha üstün, cezalandırmada daha güçlüdür.” (4-84 nisa)
Ancak teşvik ve savaşla, kâfirler saldırganlıklarını durduracaklar, o halde bizleri Allah yolunda cihad etmekten alıkoyan nedir? Bölge yöneticilerine Siyonist/haçlı ittifakı tarafından sayısız prangalar vuruldu. Yöneticilerde bizleri alimleri ve medya güçleriyle prangalara mahkum ettiler.

Ey Allahın kulları, Gazze'ye yapılan bu haksız kuşatma da doğrulamıştır ki bu ümmetin evlatları ve liderleri düşman tarafından her yönden sıkıştırılmıştır. Onlar zayıf irade sahibi kimselerdir, bir kaçı dışında özgürlükleri yoktur. Bu süreç içerisinde liderlik zayıflığını ve içine düştüğü zilleti ortaya koymuştur, hal böyleyken nasıl olurda başkaları tarafından kapana kıstırılmış olan, bir şey yapabilme veya çözüm adına bir şey verebilme imkanı bulabilir?
Bu yüzleşmek durumunda olduğumuz acı bir gerçektir, bu durum karşısında bizler doğru ve yerinde çözümleri bulma yoluna gitmeli ve düşmanlarımız olan bölge yöneticilerinin işe yaramaz ve bir getirisi olmayan düşünce ve yaklaşımlarından kaçınmalıyız.
Yüzleşmek durumunda kaldığın bu zorlu kuşatmaya rağmen ey ümmetim, hala haçlı/Siyonist ittifaktan özgürlüğünü elde etme, onların boyunduruğundan kurtulma hususunda büyük bir imkana sahipsin. Bu amaca ulaşmak için kendini, ülkelerimize çöreklenmiş olan haçlı/Siyonist ittifakının ajan idarecilerinin sana vurduğu zillet ve istibdad zincirlerinden boşanmalısın, özellikle de onların destekçileri olan saray (hükümet) alimlerininkilerden. Ve bunun yanı sıra mücadele metotlarını dine ve ümmete ihanet eden idarecilerin başında bulunduğu sistemle barışık bir hale dönüştüren, bu kuklaların başında bulunduğu sistemde siyasal süreçlere dahil olan İslami gurupların zincirlerinden de; ki onlar (islami guruplar) başa da geçseler, muhalefette de olsalar aynıdırlar.
Öte yandan cihad hususunda ihtiyatı abartan bu diğer guruptakiler insanları; yöneticilerin men ettiği cihad amelinden alıkoyarlar. Hâlbuki o cihad ki kâfirlerin saldırganlığına son verecek, Müslümanların üzerindeki kuşatmaları yaracak en önemli ibadettir.
Bu hareketlerden bazıları da dava maslahatı bahanesiyle idareciye yaltaklanır ve cihaddan uzak dururlar, zamanla bu birliktelik Allah ile birlikte kulluk edilen bir puta dönüşür ve giderek bu durum Allah’ın ve Rasulünün (s.a.v) emirleri yerine, hareketin liderlerinin emirlerini öncelemeye kadar gider ki bu açık bir sapıklıktır.
eyislam ümmeti, üzerimize vurulan bu batıl prangadan kurtulmak ve yalnızca Allah’a boyun eğip, ona hiçbir şeyi ortak koşmadan kul olmak kişiyi özgürlüğe ve kurtuluşa götürür ki ancak bundan sonra ümmetini, Filistin’i ve Mescidi Aksa’yı kurtarabilir. Ancak bu yolla kişi özgürlüğe, izzete, Allah yolunda mücadele eden yiğitlere ve savaş meydanlarına açık kapılar bulabilir. Tıpkı Afganistan’daki, Veziristan’daki, İslami Magrib’deki, Somali’deki, Keşmir’deki, Çeçenya’daki ve içlerinde en önemli yere sahip olan, düşmanın hezimete uğramakta olduğu hilafetin başkenti Bağdat ve civarı gibi. Bu meydanlarda ve kılıçların gölgeleri altında zafer günden güne büyümekte, zalimler hezimete uğramakta ve müminlerin gönülleri ferahlamaktadır.

eyislam ümmeti, sizlerinde malumudur ki Filistin'deki insanlarımız için mücadele verilen en önemli cihad bölgesi Irak topraklarıdır, öyleyse tüm dikkatlerinizi buraya yöneltmeli ve buradaki cihadı desteklemelisiniz. Irak’taki cihadı desteklemek, buraya komşu olan civar beldelerin görevidir. Mübarek Şam topraklarının insanları Allah'ın lütfunu üzerlerinde hissetmeli ve Irak’taki mücahid kardeşlerine yardım etmelidirler. Vallahi bu Kudüs’te cihaddan alıkoyulan Filistinli muhacirler için büyük bir fırsat ve vazifedir. Onlar demokrasi şirkinin tezahürü olan partilerin ve hiziplerin büyüsünden kurtulmalı ve hakiki mana da destek verebilmek ve Allah’a dayanmak için acelece Mezapotamya topraklarındaki mücahid kardeşlerinin yanlarında cephelerde yerlerini almalıdırlar. Ancak bundan sonra (Allahın izniyle) mübarek Mescidi Aksa’ya yürüyüş başlayacak, böylece Filistin’in dışındaki mücahidler, Filistin’deki kardeşleriyle buluşacak ve Allah’ın izniyle Müslümanların muzaffer olacağı bir diğer Hıttin savaşı tekerrür edecektir.
eyislam ümmeti,yok olma derecesine getiren bu kuşatmanın mahiyeti büyük ve korkunç derecede haksız bir boyuttadır. Acımasız bir biçimde, katılaşmış bir kalple bu cürüme müdahil olanlar, Peygamberimizin (s.a.v) şu sözünü duysunlar: “Bir kadın bir kedi yüzünden cehenneme girdi. Ne o kediye yedirdi, içirdi ne de salıverdi. Kediyi hapsetti. Ve kedi de açlıktan öldü. O kadın da bu yüzden cehenneme girdi.” (Buhâri) Ey Allah’ın kulları, bu bir kediye bunu reva görenin akibeti, ya bir de yüz binlerce yetime ve dula bunun reva görülmesine ne demeli? Bu sözlerimle ifade edemeyeceğim büyük bir cürümdür.
eyislam ümmeti, bu ölümcül kuşatma Arapların, Filistin’deki Mücahidlere karşı Amerika ve Siyonistlerle masaya oturup Annapolis’i imzalamasından sonra başladı ki bu kişiyi İslam dairesinden çıkaran on meselden biridir. Böylece bununla onlar (arap yöneticiler) bu rezil cürümün suç ortakları oldular, Müslümanlar onlardan nefret etmeli, Allah’tan bunları cezalandırmasını dilemeli ve onları alaşağı etmek için hareket etmeli, bunu da yapamıyorsa en azından kalben buğz etmelidir.
Bu durumu daha da kötüleştiren bir diğer husus ise; önde gelen alimler ümmete isabet eden bu zorlu musibette yöneticilere methiyeler diziyor ve bu kuşatma cürümünün baş mümessilleri olduklarını bilmelerine rağmen kuşatmanın kalkması hususunda ümmetin ümidini bu yöneticilere bağlıyorlar.
Acılar içinde Emirden kaçarak barınak arayan,
Kavurucu ateşten kendine barınak arayan gibidir.
Ey Allah’ın kulları, üç farklı gurupla muhattabız: Mücahidler ve onların destekçileri gurubu, Filistin’i kurtarmak için hiçbir özrü olmadan Allah yolunda cihad etmeyip oturanlar gurubu ve son olarak haçlı/Siyonist ittifakı, onların bölgedeki iktidarı elinde tutan destekçileri ve onların hamileri olan yardakçı, saptırıcı ulema.
Hayır üzere olan birinci guruptakilerdir, Allah’tan bizi ve sizi onlara dahil etmesini dileriz, mahrum olan ise hiçbir şey yapmadan evinde oturarak dine ve cihada destek olmayanlardır ve şerli olanlar ise üçüncü guruptan olanlardır ki Allah’tan bizleri bu guruptan beri kılmasını niyaz ederiz.
Son olarak derim ki Filistin, teslimiyetçi hükümetlerin müzakereleriyle ve konferanslarıyla hiçbir zaman geri alınamaz. Ha keza evlerinde oturup protesto ve seçim çağrıları yapanlarla da geri alınamaz, bunların her ikisi de (yöneticiler ve alimler) birbirlerinin aynıdır, onlar ümmet için zarardan başka bir şey değildirler. İçinde bulunduğumuz gaflet uykusundan uyanır, dinimize dört elle sarılır, mallarımızdan ve canlarımızdan fedakârlıkta bulunursak (Allahın izniyle) Filistin yeniden bizim olacaktır.
En kötü günler (cihadsız) oturduğun günlerdir
Eğer kölelikse reva görülen, bu hayat değildir kişiye
Melun bir şerlinin yönettiği toprağında.
Küfrün sığınağı olmuşsa toprağım
Ve her despot güçlenmişse
İşte o gün, cihadı oturmaya yeğlerim
Efendilerini ve kölelerini zillete mahkum ederim
Ölüm, tüm yığılmışlığıyla gördüğümüzse
Yahudiler ve avaneler bizi yıldırmıştır
Kudüs işgal altında, Nerede
Ey kavmim sözleriniz ve tehditleriniz?
Bir yetim kıtlıktan acılar içinde kıvranıyor
Paralar, riyaller deniz kadar bolken
Despotların zincirleriyle bağlıyız
Aslanlar tiranlığa razı mı oldu?
Ey ümmetimin çocukları kalkın
Hakka yardıma kanlarınızı bağışlayın
İman tehdit altındayken
Ölümden başka fedakarlık ucuz
Dinim için yaşar ve ölürüm
Ve kanım onun mumuna yakıttır
İslam’sız o bitmeyen bir zillettir
Ve başlar yükseldiğinde o üstün gelecektir.























